2 Kasım 2010 Salı

Elimi Kolumu Sallayarak Yürümek


Bu gün bir Türk vatandaşı olarak vize kuyruğunda beklerken sınırları düşündüm. İnsanoğlu olarak kendimize sınırlar belirliyoruz, yetmiyor bunları keskinleştiriyoruz. Sonra birbirimizin sınırlarını geçmeye uğraşıyor, kimi zaman da geçit vermemek uğruna yaşamlarımızdan geçiyoruz.

Neden burası benim? Neden orası senin? Ben buranın güzelliklerini seninle paylaşsam, sen oraları benimle zenginleştirsen…

Vize dediğin şey neyin izni? Senin havanı alabilmek için bana verdiğin süre mi? Buradakinin de aynı hava olduğundan haberin var mı? Ya sınırın iki tarafındaki toprağın rüzgarla her iki tarafa da sürüklenebileceğinden…

Bu gün elimi kolumu sallayarak yürümek istiyorum: İsviçre kantonlarından birinde çikolata yemeye başlayıp, Fransa’ya bir kadeh şarap için uğramak, İtalya’da lazanyamı yedikten sonra 5 çayı için Londra’ya yüzmek, İrlanda’da yeşilliklerde yuvarlanmak… Ve kimseye “nereye böyle?” için hesap vermemek…

Fotoğraf Fransa-İtalya sınırı, Sahibi: NASA Expedition 23 crew

Hiç yorum yok: