28 Ocak 2011 Cuma

Kaybettikçe Kazanıyorum

Birkaç akşam evvel... Sevgilimle dakikalarca "Dünyada Bilmeniz Gereken 50 Mimari Eser"e dalıyoruz. Sayfalardan gördüklerimiz çıkınca çocuklar gibi sevinip ilk defa gördüklerimize gitmek için planlar yapıyoruz.

Ve yine o an geliyor: 30 St. Mary Axe'i görüyoruz ve sevgilim bunu Londra'da gördüğümüzü "The Proposal" anıları üzerinden hatırlatıyor. Ben de anımsar gibiyim ama onun anlattığından farklı bir yerde. Hemen her zamanki iddamıza tutuşuyoruz; kipat X Pizza. Bir Roma kilisesini de ekleyip iddamızı genişletiyoruz.

Hiç korkmuyorum, kaybetsem de ben nasılsa kitaplığımı Uno galibiyetlerimle dolduruyorum. Bu bizim klasiğimiz: DR'a gir, son Uno galibiyetin şerefine 2-3 kitap al, nasılsa önceden unuttuklarımız da vardır diye bir tane daha ekle...

Sabah oluyor; her zamanki emin halimle fotoğrafları açıp wikipedia'nın karşısına kuruluyorum. Ve yine klasik son: sevgilim haklı :) 

Santa Maria Della Vittoria Kilisesi Bernini’nin, San Carlo alle Quattro Fontane yani bizim kitaptaki Francesco Borromini’nin.

30 St Mary Axe, Queen's Gate'te değil nehrin karşısında ve hakikaten "salatalık" gibi...

Bu kaybetmelere bayılıyorum!

26 Ocak 2011 Çarşamba

Bahaneler, Bahaneler...

Ocak'tayız, daha Ağustos'a 7 ay var diyebilirim, Ocak ayını da sayar kendimi 8 ay olduğuna inandırabilirim...

Henüz ne evlendim ne de çocuğum var diyebilirim...

Almanya saati buraya göre nasıl 1 saat geriyse yılı da öyle diyip 82 doğumluyum ben diye diretebilirim...

Herkesin adını yanlış yazan nüfus memurunun benim de doğum yılımı yanlış yazdığını keşfedebilirim...

"Annem çok genç görünüyor kesin ben de bu kadar olamam", "Babam bana bapçısının kızısı der", "kardeşim hala 7 yaşında gibi davranıyor, aramızda 10 yaş olduğuna göre...", "Hala integral hesaplarını hatırlıyorum, üniversitenin üzerinden çok geçmiş olamaz"...

..............
Kararlıyım, herkese ispat edicem 30 olmadığımı. Bir kendim bilicem fazlasını...

4 Ocak 2011 Salı

Benim 2011'im

Evet, Yeni Yıl deyince bana çağrıştırdığı şey bu sefer "Bir Çift" ördek :)

2010'da hayatımda önemli değişiklikler oldu, herşey önceki senelere göre daha hızlı ilerledi; zaten Susan Miller'da söylemişti "Sevgili Leo, bu seneyi uzun zamandır bekliyordun" diye.

Bazı şeyleri fazlasıyla yapabildiğim (daha fazla okumak, kendime zaman ayırmak, ailemle ve sevgilimle daha fazla zaman geçirmek, yeni yerler görmek v.s.) bazılarınıysa bir sonraki yılın listesine aynen taşıdığım (daha optimist olmak, tepkilerimi kontrol edebilmek...) ama bütününe baktığımda iyiler arasına ekleyebileceğim bir yıldı.

2011 için de keyifli bir "bunları yapsam-yapmasam" listesi çıkardım kendime ama kesinlikle planlar ve hayaller içerisinde boğulmak istemiyorum. Bu yıl evleneceğimi gözönünde bulundurursak zaten planların boşa olduğu da kendiliğinden giriveriyor gözümüze. Sevgilimle kendime ait bir dünya yaratmak, kendi kitaplığımı hazırlamak, yeni bir yatak seçmek, domates soyacağı almak (ahh neyseki bunu yengem halletti!) ve dahası beni bekliyor.

Hadi Hayırlısı!